Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı (HAGB)


Cumhuriyet Savcısının iddianame düzenlemesi ile soruşturma evresi bitmektedir. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi ile soruşturma evresi bitmektedir. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte kovuşturma evresine geçilmektedir. Kovuşturma evresi, delillerin dinlenmesinden ve nihayet son sözün sanığa verilmesinden sonra, mahkemenin duruşmada ileri sürülüp tartışılmış delillerden edineceği kanaate göre, mahkemenin vereceği hükmün tefhimi ile kovuşturma evresi sona erecektir.


Yukarıda da belirtildiği üzere duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.


Mahkemenin verebileceği bir diğer karar ise, şartlarını taşıması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, teknik olarak bir hüküm değildir. Şöyle ki, mahkemenin vermiş olduğu bir mahkumiyet kararı vardır. Fakat mahkeme bu hükmü açıklamayı geri bırakmıştır. Hükmün açıklanması kararı verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklerine uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilir. Yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kurulan hükmün, sanık hakkında hukuksal sonuç doğurmamasını ifade eder.


Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları

1- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için karara konu olan suçun buna elverişli olması gerekir.


2- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için, sanığın bu kararı kabul etmesi gerekir. Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. (5271 Sayılı CMK m. 231/6/2)


3- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum edilmemiş olması gerekir. (5271 Sayılı CMK m. 231/6-a)


4- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kanunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. (5271 Sayılı CMK m. 231/6-c)


5- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlenmeyeceği hususunda kanaate varılması gerekir. (5271 Sayılı CMK m. 231/6-b)


6- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına veya adli para cezasına mahkumiyet durumunda söz konusu olur. (5271 Sayılı CMK m. 231/5)


7- Suç, uzlaşma kapsamında bir suç olmamalıdır. Uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkün olduğu takdirde hükmün açıklanmasına karar verilemez. (5271 Sayılı CMK m. 231/5)


Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Sonuçları


Açıklanması geri bırakılan karar verilen hükümde mahkum olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.[1]


Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.[2]


Yukarıda ilk paragraf ile ikinci paragraf birbiri ile çelişmektedir. Fakat öğretide de iki farklı görüş bulunmaktadır. Doktrin ilk paragrafı savunurken Yargıtay ikinci paragrafı savunmaktadır. Fakat Yargıtay’ın ceza daireleri arasında da görüş birliği bulunmamaktadır. Kanaatimizce, doktrinin benimsediği görüş isabetlidir. Aksi takdirde verilen hükmün bir önemi bulunmayacaktır ve verilen cezanın caydırıcılık özelliği kalkacaktır. İşbu husus Ceza Hukukunun temel ilkelerine aykırılık tesis etmektedir.


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetimli süresine tabi tutulur. Denetim süresi içinde sanık kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen(Mahkeme tarafından öngörülmüş olması halinde) denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, sanık hakkında verilmiş olan hükmün düşmesine karar verilir. Eğer sanık kasıtlı bir suç işler veya tedbirin gereklerine aykırı davranırsa, hakkındaki hüküm (Yargıtay’a göre gerektiğinde değiştirilerek) açıklanır.


Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. ( 5271 Sayılı CMK m. 231/8 c.2.)


6545 Sayılı kanun değişikliği ile getirilen bu hükmün uygulanması açısından belirsizlik vardır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için öngörülen 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten bir suç işlendiğinde, her ne kadar maddede bu yönde bir açıklık bulunmamakta ise de; o suçla ilgili olarak HAGB kararı verilmeyecektir. Hükümde, denetim süresi içerisinde işlenen bu suçla ilgili olarak HAGB kararı verilemeyeceği öngörüldüğünden, koşulları oluştuğunda hapis cezasının ertelenmesine ( 5237 sayılı TCK m.51) karar verilmesine bir engel bulunmamaktadır.[3]


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına veya Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (5271 Sayılı CMK m. 231/8)


Hükmün Açıklanması Geri Bırakılması Kararına Karşı Kanun Yolu


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz kanun yoluna tabidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf veya temyiz başvurusu yapılamaz. İtiraz başvurusu, kararına itiraz olunan makama yapılır. İtiraz 7 günlük süreye bağlıdır. (5271 Sayılı CMK m. 268)


İtiraz dilekçesi, itiraz konusu kararı veren mahkemeye verilecektir. Bu mahkeme itirazı inceleyecek, 3 gün içinde kararını değiştirebilecektir; değişikliğe gerek görmediğinde, dosyayı itirazı inceleyecek olan mahkemeye gönderecektir.


Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye, o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir. (5271 Sayılı CMK m. 268/3-c)


Yargıtay önceleri hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edildiğinde, itiraz makamının, yalnızca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edildiğinde, itiraz makamının, yalnızca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ile sınırlı bir inceleme yapabileceği, suçun sübutu ya da hukuksal nitelendirmesi gibi esası ilgilendiren konularda içerik denetimi yapamayacağını kabul etmiş idi.[4]


Yargıtay yakın zaman önce verdiği bir kararda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazlarda, kararın yalnızca suça ve sanığa ilişkin objektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlı olarak incelenmesi gerektiği yönündeki uygulamasını değiştirmiştir. Yargıtay’a göre itiraz mercii, yalnızca CMK m. 231’deki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği konularıyla sınırlı bir inceleme yapmayacaktır. İtiraz mercii, bu inceleme kapsamında sübuta ilişkin değerlendirme de yapılabilecektir.[5] CMK uyarınca Yargıtay’ın bu içerikte bir karar vermesine gerek yoktur. Fakat mahkemelerin ve Yargıtay’ın önceden benimsediği görüşün kanun uyarınca bir temeli bulunmamaktadır. CMK m. 271/2’de de belirtildiği üzere merci itirazı yerinde görürse, aynı zamandan itiraz konusu hakkında da karar verir. Yargıtay’ın bu görüşü yerinde ve doğrudur.


Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Ve Adli Sicil Kaydı İlişkisi


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (5271 Sayılı CMK m. 231/13) Yani HAGB kararları adli sicil kaydında da gözükmemektedir


Yazan: Avukat Mirkan Günay Topcu


[1] Bahri Öztürk, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 652. [2] Erdener Yurtcan, Ceza Avukatının El Kitabı, s126-127 [3] Bahri Öztürk, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 653. [4] Aynı yönde Mahmutoğlu, Hükmün Açıklanmasının, s. 367 vd.; aksi yönde Özgenç, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, s.55 [5] Bahri Öztürk, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 654.




Acarlar Mahallesi,Martı Sokak

No: 295 Beykoz/  İstanbul

土耳其投资入籍项目
WiklundKurucuk Istanbul Immigration Law

FOLLOW US:

  • Google+ - White Circle
  • LinkedIn - White Circle
  • Twitter - White Circle
  • Facebook - White Circle
  • YouTube - White Circle