Türk Ceza Hukuku’nda Adli Kontrol




Adli kontrol uygulamasında, 02.07.2012 tarihinde kabul edilen 6352 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun ile değişiklikler yapılmıştır. Adli kontrol, niteliği açısından bir yargılama önlemidir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 109. Maddesinde adli kontrolün niteliği tanımlanmıştır; Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100’üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir” Yani tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama halinin şüpheli bakımından ağır olacağı düşünülüyorsa şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.


Tutuklama, kişi özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturduğu için, tutuklama ile ulaşılmak istenen amaca daha uygun bir tedbirle ulaşma olanağı varsa, tutuklamaya karar verilememesi, ölçülülük ilkesinin bir gereğidir.[1] Bu durum Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde öngörülen adil yargılanma hakkının bir gereğidir.

Adli Kontrol uygulamasında, tutuklama nedenlerinin varlığı halinde şüpheli ve sanık hakkında CMK’da öngörülen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulabilir.


Bu hususlara ek olarak, CMK’da öngörülen tutuklama sürelerini tamamladıkları için tutukluluklarına son verilenler hakkında adli kontrol kurumunun uygulanabilir.


Adli Kontrol Kararının Amacı


Tutuklama açısından söz konusu olan amaçların, kişiyi özgürlüğünden tamamen yoksun bırakmadan onu denetim ve gözetim altına almak suretiyle adli kontrolle gerçekleştirilmesi düşünülmüştür. Bu bakımdan adli kontrol tedbirinin amacı da tutuklamada olduğu gibi, şüpheli veya sanığın kaçmasını veya delilleri karartmasını önlemektir.[2]


Adli Kontrolle Bağlantılı Yükümlülükler


Adli kontrol tedbirleri 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 109. Maddesinin 3. Fıkrasında sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar;


a)Yurt dışına çıkmamak,

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak,

c)Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek,

j) Konutunu terk etmemek.

k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.


Yetkili merciler tarafından birden fazla adli kontrol kararına hükmedilebilir.


Soruşturma ve kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle, mağdur veya nafaka alacak alacaklısı lehinde bir yargı kararı verilmiş ise, şüpheli veya sanığın rızası olmasa da ödemenin yapılması emredilebilir. (5271 Sayılı CMK m.114)


Uygulama Koşulları


Adli kontrol, tutuklamaya seçenek bir koruma tedbiri olarak düşünüldüğü için tutuklama için aranan kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut delillerin ve en az bir tutuklama nedenin varlığı, adli kontrole başvurmak için de aranır.[3]


5271 Sayılı CMK m. 109/1’de bir suç dolayısıyla yürütülen bir soruşturmanın bulunmasından söz edilmiş ise de buradaki soruşturma deyiminin kovuşturmayı da içerecek biçimde anlaşılması gerekir. Bunun sonucu olarak adli kontrole, yalnızca soruşturma evresinde değil, kovuşturma evresinde de başvurulabilir. (5271 Sayılı CMK m. 110/3)[4] Yani bir suç dolayısıyla yürütülen bir soruşturma ve kovuşturma bulunması gerekmektedir.


Adli Kontrol Kararı Ve Hükmedecek Merciler


Soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı, tutuklama isteminde adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren hukuksal ve fiili nedenlere yer verir. (5271 Sayılı CMK m.101/1) Daha sonrasında Sulh Ceza Hâkimi tarafından tutuklama kararı verileceği gibi adli kontrol kararı da verilebilir. Fakat Sulh Ceza Hakimi’nin tutuklama kararı verebilmesi için, adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren nedenleri mutlaka gerekçesinde açıklaması gerekir. Bu duruma ek olarak, Cumhuriyet Savcısı adli kontrol uygulamasını talep etmiş ise, Sulh Ceza Hakimi artık tutuklama kararı veremez. Yani toparlamak gerekirse, soruşturma evresinde, şüpheli, Cumhuriyet Savcısının istemi ve Sulh Ceza Hakiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir.


Kovuşturma evresinde ise, adli kontrole, olaya bakan mahkeme resen veya istem üzerine karar verir. Mahkeme, doğrudan doğruya adli kontrol uygulanmasına karar verebileceği gibi, tutuklu olan sanığın adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasına da karar verilebilir.[5]


Adli kontrol kararında, şüpheli veya sanığın CMK m. 109/3’te gösterilen yükümlülüklerden hangisine/hangilerine tabi tutulacağı açıkça gösterilmelidir.[6]


Adli Kontrol Kararının Kaldırılması


Soruşturma evresinde Sulh Ceza Hâkimi, kovuşturma evresinde ise olaya bakan mahkeme, adli kontrol uygulaması sırasında Cumhuriyet Savcısının veya şüpheli ya da sanığın istemi üzerine kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheli ya da sanığı geçici olarak bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (5271 Sayılı CMK m. 110/2-3)


Cumhuriyet Savcısı da soruşturma evresinde adli kontrolün artık gereksiz olduğunu kanısındaysa kendiliğinden adli kontrolü kaldırabilir.[7]


Tutuklamadan farklı olarak adli kontrol tedbirleri için azami bir süre öngörülmemiştir. Fakat kovuşturmaya yer olmadığı, beraat, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi halinde adli kontrol tedbirleri de sona erecektir.


Adli Kontrol Kararlarına Uyulmaması


Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (5271 Sayılı CMK m. 112)


Tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabildiğinden, yalnızca adli para cezasını veya iki yıldan az hapis cezasını gerektiren hallerde adli kontrole karar verilmiş ve şüpheli veya sanık buna isteyerek uymamışsa hakkında tutuklama kararı verilebilecektir. [8]


Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali durumunda da süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verilebileceği öngörülmüştür. Ne var ki, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.[9]


Adli Kontrol Kararına İtiraz


Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. (5271 Sayılı CMK m. 111/2) Eğer ki Cumhuriyet Savcısı tutuklama istemiş, Sulh Ceza Hâkimi adli kontrol vermiş ise, bu durumda da itiraz yolu açıktır.


Yazan: Avukat Mirkan Günay Topcu




[1] Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi, no. 49.1; Hakeri/Ünver, Ceza Muhakemesi, s.195 [2] İnci, Tutuklama , s.82; Şahin, Ceza Muhakemesi, s.233; Özgüven, TBD 2009, s.318 [3] Şahin, Ceza Muhakemesi, s.233 [4] İnci, Tutuklama, s.83 [5] Bahri Öztürk, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s.495 [6] Şahin, Ceza Muhakemesi, s.198 [7] İnci, Tutuklama, s.87 [8] Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi, s.359; Şahin, Ceza Muhakemesi, s.234 [9] Bahri Öztürk, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s.497


Acarlar Mahallesi,Martı Sokak

No: 295 Beykoz/  İstanbul

土耳其投资入籍项目
WiklundKurucuk Istanbul Immigration Law

FOLLOW US:

  • Google+ - White Circle
  • LinkedIn - White Circle
  • Twitter - White Circle
  • Facebook - White Circle
  • YouTube - White Circle