Türk Ceza Hukuku’nda Tutuklama


Türk Ceza Hukuku’nda Tutuklama

Ceza muhakemesinin yapılmasını veya yapılan muhakemenin sonunda verilecek kararların kağıt üzerinde kalmamasını ve muhakeme masraflarının karşılanmasını sağlamak amacıyla, kural olarak, ceza muhakemesinde karar verme yetkisi haiz olan yetkililer tarafından, gecikmede sakınca bulunan durumlarda, geçici olarak başvurulan ve hükümden önce bazı temel hak ve özgürlüklere müdahaleyi gerektiren önlemlere koruma tedbirleri denir. [1] Koruma tedbirlerinin pek çok çeşidi vardır. Bunlar, gözaltı, zorla getirme, yakalama, tutuklama, arama, elkoyma bu tedbirlerdendir.


Koruma tedbirlerine, insan hakları ve temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturduğu için ancak yasal bir dayanak varsa başvurulabilir.[2]


Koruma tedbirlerine, suç şüphesinin belli bir yoğunlukta olması halinde başvurulabilir. Koruma tedbirleri farklı olduğundan dolayı aranan şüphe yoğunlukları farklıdır.

Koruma tedbirleri, kesin hükümden önce bireylerin temel hak ve özgürlüklerine müdahale oluşturmaktadır.


Koruma tedbirleri, tek başına bir amaç değil, araçtır. Bu nedenle de geçicidir. Koruma tedbirlerinden beklenen amaç gerçekleşmeyecekse, bu tedbirlere başvurulamayacağı gibi, amaca ulaşınca da derhal sona ererler veya sona ermesine karar verilir. [3]

Koruma tedbirlerinin uygulanması ile delillerin elde edilmesi ve elde edilen delillerin de koruma altına alınması amaçlanmaktadır.


Koruma tedbirlerinin uygulanması için gecikmede sakınca bulunması vardır.

Koruma tedbirlerine, kural olarak, hakim hatta bazı durumlarda da mahkeme oybirliği ile karar verir. Fakat kanunda öngörülen pek çok durumda da, gecikmede sakınca varsa koruma tedbirlerini savcılık karar verebilmektedir.


Koruma tedbiri ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Yani bir koruma tedbirine karar verilmesi ile elde edilecek yarar ile bu suretle ortaya çıkacak zarar arasında makul, akla uygun bir ölçü olmalıdır.


Tutuklama

Şüpheli veya sanığın kişi özgürlüğünün hükümden önce, hakim kararı ile sınırlandırılarak tutukevi adı verilen yere konmasına tutuklama denir. Bu koruma tedbiri ile özellikle şüphelinin kaçması, tanıklara baskı yapması ve eyleminin delillerini karartması önlenir. [4]


5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 100 ve maddelerinde tutuklama düzenlenmiştir.

Tutuklama tedbiri, kişi özgürlüğünü ortadan kaldırdığı için adli kontrol tedbirlerinin de yeterli olmadığı hallerde zorunlu olan bir tedbirdir.


Yukarıda koruma tedbirlerine özgü tüm özellikler tutuklama açısından da aranır.

Tutuklama, şüpheli veya sanığın muhakemede hazır bulunmasını ve böylece kararın infaz edilmesini sağlamak ve maddi gerçeğe ulaşılmasını sağlamak için delillerin karartılmasını önlemek amacını güder. [5]


Suçu işlediği, işlenmesine iştirak ettiği veya en azından teşebbüs ettiği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan hakimin huzurunda bulunan şüpheli veya sanık, ancak tutuklama nedenlerinden en az birisinin bulunması ve nihayet adli kontrol tedbirlerinden birine hükmedilememesi halinde tutuklanabilir.[6]


Tutuklamanın koşulları; sanığın huzurda bulunması, kuvvetli şüpheyi haklı kılan somut delillerin bulunması, tutuklama nedenlerinin bulunması, orantılılık ve muhakeme koşullarının gerçekleşmesidir. Tutuklama koşulları var olsa bile, hakim veya mahkeme tutuklama kararı vermeyebilir.


Tutuklamaya karar verebilmek için şüpheli veya sanığın huzurda bulunması gerekir. Şüpheli veya sanık, gözaltına alınmış olabileceği gibi çağrı üzerine gelmiş de olabilir. Yani Ceza Muhakemesi Kanunu’nda gıyabi tutuklama kurumu kaldırılmıştır. Tutuklama kararının, şüpheli veya sanığın huzurunda verileceği kuralının iki tane istisnası vardır. Bunlardan ilki, kaçak sanık hakkında yokluğunda tutuklama kararı verebilmesidir. Kaçağın tanımı 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 247. Maddesinde tanımı yapılmıştır. Hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir. Fakat mahkemenin şüpheli veya sanık hakkında, kaçak olduğuna karar verilmesi için yapılması gereken işlemler vardır. Hakkında, 248 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme; çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir; yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar, bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar verir. Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilemez. İkinci istisna ise, tutuklama isteminin reddi kararına Cumhuriyet Savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine itirazı inceleyen makam sanığın veya şüphelinin yokluğunda tutuklama kararı verilmesidir. [7]


Tutuklama kararının verilmesi içim kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması gerekmektedir. Kuvvetli şüphe, tutuklama kararının verildiği ana kadar yapılan soruşturma sonucu elde edilen delillere göre, şüpheli veya sanığın fail veya suç ortağı olarak hukuka aykırı ve kusurlu bir suç işlediği veya işlenmesine teşebbüs ettiği konusunda yüksek bir olasılığın mevcut olması demektir.[8] Yani tutuklama için şüpheyi haklı kılan somut deliller arandığından dolayı varsayımlar üzerine tutuklama kararı verilemez.


Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, şüpheli veya sanığın davranışları, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutuklama kararı verilebilir. Tutuklama nedenlerini bu sebepler oluşturur.


Unutulmaması gereken en büyük husus, tutuklama, kendisinden beklenen amaca ulaşmak için somut olayda uygun, gerekli ve ölçülü olmalıdır.


Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar tutuklama yasağının kapsamı dışında tutulmuştur. Onbeş yaşını doldurmamış olan çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez.


Tutuklama kararı, sadece hakim tarafından karar verilebileceği belirtilmiştir. Soruşturma evresinde, tutuklama kararı vermeye sulh ceza hakimi yetkilidir. Soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kendiliğinden tutuklama kararı veremez, Cumhuriyet Savcısının tutuklama isteminde bulunmuş olması gerekmektedir. Savcının tutuklama müzekkeresi üzerine Sulh Ceza Hakimi bir duruşma açmalıdır. Bu duruşmada savcı ve sanıkla ile müdafisi hazır bulunmalıdır. Konusu yalnızca tutuklama olan bir duruşma ve yargılama yapılmalıdır. Kovuşturma evresinde ise ceza davasına bakan mahkeme tutuklama kararı vermeye yetkilidir. Mahkeme tutuklama kararını, resen veya Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine verebilir.


Tutuklama ve salıverme kararı istinaf mahkemesince de verilebilir. Buna karşılık temyiz incelemesi yapan Yargıtay’ın tutuklama kararı verme yetkisi yoktur. Bozma nedenine göre yalnızca salıverme kararı verebilir.[9]


Tutuklama kararının gerekçeli olması gerekmektedir. Yani tutuklamaya, tutukluluğun devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararda, kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olaylarla gerekçelendirilmelidir. Fakat uygulama da bilgisayarlarda bulunan kopyala ve yapıştır özelliği ile tutuklama kararı verilmektedir. Mahkemeler kararın gerekçeli olmasının gerektiğini yanlış anlamaktadır.


Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Tutukluluk süreleri, zorunlu haller halinde uzatılabilir. Yargılamayı yapabilmek ve sonuçlandırabilmek için zaruret olmalıdır. Ayrıca bu zaruret halinin, uzatma kararında gerekçelendirilerek gösterilmesi gerekmektedir. Uzatma kararlarının verilmesi için Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir. Görüşlerinin alınmaması halinde verilen uzatma kararı, hukuka aykırı olacaktır.


Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından tutuklama şartları göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.


Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir. Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir. Yukarıda da belirtildiği üzere en geç otuzar günlük süre ile tutukluluğun inceleneceği düzenlenmiştir. Fakat bu husus uygulamada yanlış anlaşılmaktadır. Müdafiler 15 gün içinde de tutukluluğun incelenmesini isteyebilirler.


Tutuklanmış bulunan şüpheli veya sanığın tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve gerek kalmamışsa veya koşulları ortadan kalkmışsa tutuklamaya derhal son verilmesi gerekir.


Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.

Tutuklama kararına karşı itiraz edilebilir. İtiraz süresi 7 gündür.


Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir. Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir. Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.


Uygulamada katalog suçlar hakkında, inceleme yapılmaksızın tutuklama kararları verilmektedir. Bu durum hukuk devletinin ilkeleri ile bağdaşmamakta ve adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir. Özellikle mahkemeler tarafından dikkat edilmesi gereken husus, tutuklama kararlarının gerekçeli verilmesi gerekmektedir. Fakat bu gerekçeler tutuklanan herkes için aynı olmaması gerekmektedir. Sulh Ceza Hakimleri ve Mahkemeler tutukluluğu incelememekte ve herkes için aynı gerekçeleri kullanmaktadır. Bu husus son derece hatalıdır. Mahkemeler yaptıkları bu inceleme ve gerekçeli kararları ile Hukuk Devletinin İlkelerini ihlal etmektedir.


Yazan: Avukat Mirkan Günay Topcu

[1] Hakeri/Ünver, Ceza Muhakemesi Hukuku Temel Bilgiler, Ankara 2007, s.151; Cihan/Yenisey, no.225 vd. [2] Şahin, Ceza Muhakemesi I, s. 200; Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi, s.303 [3] Hakeri/Ünver, Ceza Muhakemesi, s.152 [4] Öztürk, Tutuklama Sebepleri, MBD Ocak 1988, s 2 vd. [5] Hakeri/Ünver, Ceza Muhakemesi, s.178 [6] Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, s.757 vd. [7] Bahri Öztürk, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, s.466 [8] İnci, Tutuklama, s.77 [9] Nuhoğlu, Tutuklama, s.183






Acarlar Mahallesi,Martı Sokak

No: 295 Beykoz/  İstanbul

土耳其投资入籍项目
WiklundKurucuk Istanbul Immigration Law

FOLLOW US:

  • Google+ - White Circle
  • LinkedIn - White Circle
  • Twitter - White Circle
  • Facebook - White Circle
  • YouTube - White Circle