Sağlık Hukuku | Wiklundkurucuk Law Firm https://www.wiklundkurucuk.com Istanbul Turkey Lawyers and Law Firms Mon, 12 Apr 2021 08:16:39 +0000 tr hourly 1 https://www.wiklundkurucuk.com/ https://www.wiklundkurucuk.com/wp-content/uploads/2021/03/cropped-favicon-32x32.png Sağlık Hukuku | Wiklundkurucuk Law Firm https://www.wiklundkurucuk.com 32 32 Tıbbi Müdahale Kavramı https://www.wiklundkurucuk.com/tr/tibbi-mudahale-kavrami/ Sat, 10 Apr 2021 13:58:56 +0000 https://www.wiklundkurucuk.com/?p=226138 Curabitur fringilla malesuada magna, in vehicula tortor hendrerit quis. Cras dolor odio, faucibus elementum egestas a, auctor sed nisl. Suspendisse in odio justo. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Cras ut laoreet nibh, ac luctus enim.

The post Tıbbi Müdahale Kavramı appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>

Tıbbi Müdahale Kavramı

Omur Boyu Ehliyet Donemi Sona Erdi

Anayasamız ve Biyotıp Sözleşmesinde tıbbi müdahalenin genel çerçeve ve sınırları çizilmektedir. Bu bilgiler uyarınca, tıbbi müdahale, kişilerin ruh ve beden sağlığına yönelik herhangi bir noksanlığı veya hastalığı teşhis, tedavi etmek; tedavinin mümkün olmadığı hallerde hastalığı hafifletmek, ilerlemesini ve kötüye gitmesini önlemek, acıları dindirmek, ortaya çıkmamış ama çıkması muhtemel hastalıkları önlemek ya da yasadan kaynaklı olarak nüfus planlaması amacıyla yapılan, kanunun yetkilendirdiği kimselerce tıp biliminin öngördüğü genel kural ve esaslar uyarınca gerçekleştirilen her türlü faaliyettir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 4. Maddesinin 1. Fıkrasının g bendinde de tıbbi müdahale; “Tıbbi müdahale: Tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fizikî ve ruhî girişimi,” olarak ifade edilmektedir. 

Tıbbi müdahale, doktrinde ileri sürülen düşünceleri kapsar nitelikte; uygulamanın tıp mesleğini icraya yetkili kişilerce yapıldığı, teşhis, tedavi veya hukuka uygun amaç çerçevesinde, kişinin yapılacak müdahaleden beklediği menfaatine uygun olarak, tıbbın sınırları içerisinde bulunan fiziki ve ruhi girişim olarak da tanımlanabilmektedir.

Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere tıbbi müdahale için dört temel şart aranmaktadır. Bunlar; tıbbi müdahaleyi yapanın hekim (sağlık personeli) olması, endikasyon, aydınlatılmış hastanın rızası ve tıp biliminin verilerine uygun tıbbi müdahaledir.

1.A. Tıbbi Müdahalenin Kanunun Yetkili Kıldığı Kişilerce Yapılması

Tıbbi müdahalede bulunma yetkisi kanunda tanındığında hukuka uygun olacaktır. Tıbbi müdahalede yetkiye sahip olanlar, hekim, ebeler, sağlık memurları, hemşireleri diş hekimleri, hastabakıcı hemşireler, diş protez teknisyenleri ve sünnetçilerdir. Ancak yetki, esas itibariyle hekimlerde bulunmaktadır. Sonuç olarak, yetki için genel kurallar; 

Meslek tanımı, adı, yetki sınırları ve görevler belirli bir yasal düzenleme ile belirlenmiş olmalıdır. 

Meslek uygulama yetkisi ancak o alanda eğitim ile kazanılmalıdır.

Diplomanın veya meslek belgesi Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmalı/kabul edilmelidir.

1.B. Tıbbi Gereklilik (Endikasyon)

Anayasanın 17. maddesinin 2. fıkrasında Tıbbi zorunluluklar dışında kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı düzenlenmiştir. Endikasyon, tıbbi yardım veya müdahalede bulunmanın haklı sebebidir. Bu sebeple de endikasyon, tıbbi müdahaleyi hukuka uygun kılan unsurlardan biridir.  

1.C. Aydınlatma ve Rıza

Bir kişinin, kendisi üzerinde yapılacak bir işleme özgürce ve sağlıklı karar verebilmesi için yapılacak işlemin içeriğini, olası sonuçlarını, olası yarar veya zararını iyi bilmesi, yani aydınlatılmış olması gerekir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15. Maddesinde ;” Hastaya;

  1. a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
  2. b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
  3. c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,

ç) Muhtemel komplikasyonları,

  1. d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
  2. e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
  3. f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
  4. g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,

hususlarında bilgi verilir.”

Aydınlatılmış onam, Türk Tabipler Birliği Meslek Etiği Kuralları’nın 26. Maddesinde; “Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir.” Tanımlanmıştır. 

Aydınlatma yükümlülüğü, hekime aittir. Bu hekim, tedaviyi uygulayan, müdahaleyi yapan hekimdir. Aydınlatılacak kişi ise tıbbi müdahaleye maruz kalacak kişi hastadır. Hastanın da kendi geleceğini belirleme hakkını kullanabilmesi için karşılaşacağı müdahale hakkında direkt bilgi sahibi olması gereken kendisidir. Aydınlatmanın kapsamı ise, Hasta Hakları Yönetmeliğinin 15. Maddesinde ve Türk Tabipler Birliği Meslek Etiği Kurallarının 26. Maddesinde belirtilmiştir. Acil bir durum söz konusu olmadığı sürece, hastaya makul ve uygun bir süre tanımalıdır. Kural olarak aydınlatma, ameliyattan en geç bir gün önce yapılmalıdır. 

Hastanın yapılacak müdahaleye ilişkin rıza göstermesi noktasında hekimin aydınlatma yükümünü gereğince yerine getirmiş olması büyük önem taşımaktadır. Rıza açıklamasının müdahaleden önce veya somut olayın özelliğine göre, en geç müdahale anında yapılması gerekir. Rıza, açık veya zımni olarak verilebilirse de, bu durum hekimin aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacaktır. Rıza, kural olarak sözlü olarak açıklanabilir. Ancak mevzuattaki yazılı rıza alınmasına ilişkin hükümler saklıdır. Önceden verilmiş rıza her zaman geri alınabilir. 

1.D. Tıp Biliminin Verilerine Uygun Tıbbi Müdahale

Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için, tıp biliminin verilerine uygun olarak gerçekleştirilmesi gereklidir.  

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 11. Maddesinde ; “Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.

Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.”

Madde de belirtildiği üzere hastanın, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Müdahale dikkatsiz, özensiz ve tıp biliminin gereklerine aykırı yapılırsa hekimin faaliyeti hukuka aykırı olacaktır. Hukuka aykırı müdahalede bulunan hekime karşı malpraktis yani tazminat davası açılabilecektir. İstanbul’da bulunan bir hukuk bürosu olarak sağlık hukuku alanında size bu davayı açmak konusunda yardımcı olabiliriz. Bu davaları açmadan önce Sağlık Hukuku alanında uzman bir avukata danışmanız gerekmektedir. Aksi takdirde davasının başarısız olma ihtimali çok yüksektir.  

The post Tıbbi Müdahale Kavramı appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>
Hekim İle Hasta İlişkisinin Hukuki Niteliği https://www.wiklundkurucuk.com/tr/hekim-ile-hasta-iliskisinin-hukuki-niteligi/ Sat, 10 Apr 2021 13:55:58 +0000 https://www.wiklundkurucuk.com/?p=226133 Curabitur fringilla malesuada magna, in vehicula tortor hendrerit quis. Cras dolor odio, faucibus elementum egestas a, auctor sed nisl. Suspendisse in odio justo. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Cras ut laoreet nibh, ac luctus enim.

The post Hekim İle Hasta İlişkisinin Hukuki Niteliği appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>

Hekim İle Hasta İlişkisinin Hukuki Niteliği

Omur Boyu Ehliyet Donemi Sona Erdi

Türk Borçlar Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş bulunmamakla birlikte, hekimlik sözleşmesi olarak tanımlayabileceğimiz hekim ile hasta arasındaki ilişkide sözleşme, Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmesinin kurulmasını düzenleyen 1. maddesinde açıklandığı üzere, tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun, açık veya örtülü irade beyanlarıyla kurulmaktadır.  

Tam iki tarafa borç yükleyen, rızaya dayalı, şekle tabi olmayan ve ani edimli olan bu sözleşmede hekim; teşhis, tedavi ya da tıbbi müdahalede bulunma edimini borçlanmakta, hastanın da bu edim karşılığında ücret ödeme borcu bulunmaktadır. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesinin 2. fıkrasında vekâlete ilişkin hükümlerin, niteliklerine uygun düştüğü ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanacağı ifade edilmektedir. 

Hukukumuzda, uygulama ve öğretide baskın görüş, hasta ile hekim arasındaki ilişkiye genelde vekâlet sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündedir. 

Hekimin sözleşmeden kaynaklı sorumluluğunun doğduğundan bahsedebilmek için;

  1. Hekim ile hasta arasına açık veya zımni şekilde kurulmuş bir sözleşmenin varlığı gerekmektedir.
  2. Sözleşmenin hekim tarafından ihlal edilmiş olması gerekmektedir. 
  3. Hastanın maddi veya manevi bir zarara uğramış olması gerekmektedir. 
  4. Hekim, sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini kasten veya ihmal ile ihlal etmiş olmalı, görevini hiç veya gereği gibi yerine getirmeyerek kusurlu davranmış olmalıdır.
  5. Hastanın zararı, hekimin kusurlu davranışı sebebiyle doğmuş olmalıdır.

The post Hekim İle Hasta İlişkisinin Hukuki Niteliği appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>
Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerin Hukuka Uygunluk Şartları https://www.wiklundkurucuk.com/tr/estetik-amacli-tibbi-mudahalelerin-hukuka-uygunluk-sartlari/ Sat, 10 Apr 2021 13:53:40 +0000 https://www.wiklundkurucuk.com/?p=226128 Curabitur fringilla malesuada magna, in vehicula tortor hendrerit quis. Cras dolor odio, faucibus elementum egestas a, auctor sed nisl. Suspendisse in odio justo. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Cras ut laoreet nibh, ac luctus enim.

The post Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerin Hukuka Uygunluk Şartları appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>

Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerin Hukuka Uygunluk Şartları

Omur Boyu Ehliyet Donemi Sona Erdi

Hastaya tıbbi müdahalede bulunacak kişinin hekim olması, başka bir ifade ile tıp mesleğini uygulamaya kanunen yetkili olan kimseler tarafından tıp mesleğinin icrası, yapılacak müdahalede endikasyonun varlığı, hastanın aydınlatılarak rızasının alınmış olması ve tıbbi müdahalenin tıbbi standartlara uygun, özenli biçimde yapılması olarak ifade edilebilir.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz tıbbi müdahale kavramı ile aynı hususlara değinmiştir. Dolayısıyla detaylıca açıkladığımız hususlara tekrar değinmeyeceğiz. Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde önemli olan husus endikasyonun varlığıdır.

Tıbbi müdahalenin gerekliliği anlamına gelen endikasyon; hekim, diş hekimi ya da ilgili müdahale bakımından mevzuatça yetkili sağlık personelinin yapacağı müdahalelerin hukuka uygunluğu yönünden zorunlu bulunmaktadır. Endikasyon, hekimin tıbbi müdahalesinin hukuka uygun olmasını sağlayan şartlardan birini oluşturmaktadır. 

Estetik müdahaleler ve sünnet gibi müdahaleler ile örneklendireceğimiz uygulamalarda çoğu kez tıbbi bir endikasyon bulunmamakla birlikte, bu tür müdahaleler, sünnet haricinde, dolaylı da olsa tedavi amacı taşıdığından, psikolojik endikasyonun varlığı kabul edilmektedir. Yani kişiye sağlığının kazandırılması amacının birincil amacı oluşturmadığı teşhis, tedavi ve koruma amacı dışında gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerin hukuka uygun olması, sosyal ve psikolojik endikasyon türünün de kabul gördüğü anlamına gelmektedir.

Fakat dikkat edilmesi gerek önemli bir husus vardır. Estetik amaçla uygulanan tıbbi müdahalelerde bir zorunluk bulunmaması sebebiyle, uygulanacak tıbbi müdahaleye hasta rıza vermiş olsa dahi, tehlikenin yüksek olduğu, büyük zararların meydana gelme ihtimalinin bulunduğu hallerde hekimin müdahaleden kaçınması gerekmekte, aksi yönde bir eylem hekimin fiilini hukuka aykırı duruma getirmektedir.  

4.1. Amacına Göre Estetik Müdahaleler Açısından Endikasyon
  1. Bedensel Rahatsızlığı İyileştirme Amaçlı Estetik Müdahaleler Açısından 

Doğuştan ya da sonradan kendiliğinden ya da bir kaza sonucu meydana gelen mevcut anomalinin tamamıyla ya da büyük oranda giderilerek, kişinin estetik bir dış görünüme kavuşturulmasında asıl amaç tedavi olduğundan; tıbbi endikasyonun varlığı ve yapılan müdahalenin hukuka uygunluğu hususunda gerek Doktrin  gerekse Yargıtay  , aynı görüşü benimseyerek, hukuka uygunluğa ilişkin genel şartların varlığı halinde, bu tür tıbbi müdahaleleri hukuka uygun olarak değerlendirmektedir. 

  1. Ruhsal Rahatsızlığı İyileştirme Amaçlı Estetik Müdahaleler Açısından

Ruhsal rahatsızlığı iyileştirme amaçlı estetik müdahaleler de dolaylı da olsa tedavi amacı içerdiğinden; tıbbi endikasyon olmasa dahi psikolojik ya da sosyal endikasyon, bu gibi müdahalelerin hukuka uygun sayılması için yeterli bulunmaktadır. 

  1. Salt Güzelleştirme Amaçlı Estetik Müdahaleler Açısından 

Salt güzelleştirme amaçlı estetik müdahaleler, doğrudan ya da dolaylı olarak tedavi niteliği taşımadığından, hastanın rızası olsa dahi, doktrinde çoğunluk görüşü itibariyle hukuka aykırı nitelik taşımaktadır. 

Fakat Türk hukuk uygulamasında fiilen paylaşılan görüş, bu müdahalelerin kişinin bedensel veya ruhsal sağlığı üzerinde önemsiz sayılamayacak derecede etkide bulunmadığı, toplum için kabul edilemez sonuçlara neden olacak şekilde uygulanmadığı, hastanın hayatı ve sağlığı bakımından tıbben sakıncalı bir durumun bulunmadığı, müdahalenin konusunun hukuku, ahlaka aykırı olmadığı ve müdahalede bulunacak kişinin rızası alınması koşullarının varlığında hukuka uygun kabul edileceğidir. Yargıtay da, salt güzelleştirme amaçlı dahi olsa, bu tür, tedavi amacı bulunmayan estetik müdahaleleri hukuka uygun kabul etmektedir.

The post Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerin Hukuka Uygunluk Şartları appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>
Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerde Eser Sözleşmesinin Nitelikleri https://www.wiklundkurucuk.com/tr/estetik-amacli-tibbi-mudahalelerde-eser-sozlesmesinin-nitelikleri/ Sat, 10 Apr 2021 13:48:05 +0000 https://www.wiklundkurucuk.com/?p=226123 Curabitur fringilla malesuada magna, in vehicula tortor hendrerit quis. Cras dolor odio, faucibus elementum egestas a, auctor sed nisl. Suspendisse in odio justo. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Cras ut laoreet nibh, ac luctus enim.

The post Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerde Eser Sözleşmesinin Nitelikleri appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>

Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerde Eser Sözleşmesinin Nitelikleri

Omur Boyu Ehliyet Donemi Sona Erdi

Estetik amaçlı tıbbi müdahalelerin hukuki niteliğini anlamak için ilk önce eser sözleşmesinden bahsetmek gerekmektedir. Eser sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 470. Maddesinde düzenlenmiştir; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”

Eser sözleşmesi niteliği gereği, taraflardan birinin bir eser vücuda getirmesi ve karşılığında diğer tarafında bir ücret ödemesinden ibaret bir özel hukuk sözleşmesidir. Eseri meydana getirme borcu üstlenen tarafa yüklenici, bedel borcu üstlenen tarafa ise iş sahibi denilmektedir.  

Eser sözleşmesinde, vekâlet sözleşmesinden farklı olarak, bu sözleşmede önem arz eden husus, iş görme faaliyetinin kendisinden ziyade, çalışma ile ortaya çıkan ve objektif olarak değerlendirilebilen ve gerçekleşebilir sonucun ortaya çıkmasıdır. Estetik cerrahi, protez, el bacak protezi, saç ekimi, diş estetiği vs. gibi durumların insan vücudun da yeni bir oluşumla meydana getirilmesi eser sözleşmesinin içeriğini oluşturur. Tam anlamıyla yapacağı müdahaleyi garanti etmese bile hastaya oluşumun yeni görünümün içeriği belirtilmektedir. 

Doktor tıbbi kurallara göre ve özenle uyguladığı tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasından sorumlu tutulamaz iken, eser sözleşmesinde, belli bir sonucu elde etmeyi üstlenmiş bulunan doktor, bu sonucu elde edemezse sorumlu olacaktır. 

Belli bir sonucun taahhüt edilmesiyle yapılan estetik ameliyatlar, burun ameliyatları, diş protezi hazırlanması ve saç ekimi yapılması meydana getirme niteliği taşımaktadır. 

Yargıtay, tüm estetik ameliyatlar yönünden genelleme yapılmasını uygun bulmamakla birlikte, yapılacak estetik ameliyatın niteliği ve hastanın durumuna göre bazı estetik ameliyatlarda, özellikle tedaviden çok, güzelleştirme amacıyla hastaya tıbbi müdahalede bulunan hallerde, sonuç taahhüdünün mümkün olduğunu ifade etmiştir. 

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 16.11.2009 tarihinde vermiş olduğu 2009/5712 E. – 2009/6219 K. numaralı kararında, tedavi amacı barındırsa dahi, estetik görünüm kazandırmanın müdahalenin temel, baskın amacını oluşturduğunu, diş hekimlerinin yapmış olduğu estetik tüm tıbbi müdahaleleri eser sözleşmesi olarak nitelendirmekte, bu tür müdahaleleri ilişkin kararlarında eser sözleşmesi hükümlerini esas almaktadır.

  1. Hekimin Hastaya Karşı Hekimlik Sözleşmesinden Doğan Borçları 
  2. Hekimin Hekimlik Sözleşmesinden Doğan Borçları
  3. Sadakat Ve Özen Borcu

Hekim ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesine uygun düştüğü ölçüde uygulanacaktır. Türk Borçlar Kanunu’nun vekilin şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme borcunu düzenleyen 506. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Aynı maddenin 3. Fıkrasında, özen borcundan doğan sorumluluk konusunda, vekilin sorumluluk ölçütü, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenmiş olan basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış olarak belirlenmiştir. 

Hekimin, hastasının zarar görmemesi adına, hastanın özelliklerini göz önünde bulundurup, durumuna değer vererek, tedaviyi yöntemlerinin seçiminde hasta için doğru yolu seçmesi, hastayı risk altına sokmaması, tedavisinde her tür tedbiri alması, ufak dahi olsa tereddüttün olduğu durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmaları yapması ve koruyucu tedbirleri alması, tıp bilimini kurallarının gözetip uygulanması, tıbbi çalışmalarında mesleki şartları yerine getirmesi, gerek mesleki gerekse hayat tecrübelerine göre hekimin herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermesi, hekim olan vekilden beklenen sadakat ve özen borcunun gereğini oluşturmaktadır. 

2. Kişisel Edim Borcu

Hekimlik sözleşmesinden doğan bir borç olarak,  hekimin hastasının tedavisini bizzat yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Aynı kural hekimin teşhis koyması bakımından da geçerlidir. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesinin 1. fıkrası da vekilin, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü olduğunu hükme bağlamış, işin başkasına yaptırılmasının ancak vekile yetki verildiği veya durumunun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde söz konusu olabileceği belirtilmiştir.  

Hekim, tıbbi müdahalede bulunurken yardımcı şahıslar kullanabilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 83. maddesinde, borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlunun, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü olmadığı hüküm altına alınmıştır. 

Yardımcı kişinin sorumluluğu bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 66. Maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu veya aynı kanunun 116. maddesinde düzenlenen yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk uyarınca sorumlu tutulabilecektir. 

3. Hekimin Hastaya Karşı Diğer Borçları

Hekimin, hastanın öyküsünü alma borcu bulunmaktadır. 

Muayene etme borcu, teşhisin bir parçasını oluşturan ve hekimin temel borçlarından olan muayene etme borcunda hekimin tedavi sözleşmesinin gereği olarak bulguları belirleme ve doğru teşhisi koyabilme amacıyla hastasını modern teşhis araçları ve modern imkânlar dâhilinde muayene etmesi gerekmektedir. 

Teşhis borcu, hekimin hastayı görsel ve fiziksel olarak muayene etmesi neticesinde bir karar varması, hastalığın tanınması olarak tanımlanabilmektedir. Teşhisin doğru konulması suretiyle tedavi planlamasının yapılması, hastaya uygulanacak tedaviye karar verilmesi ve bu tedavinin doğru tedavi olması bakımından önem arz etmektedir.  

Tedavi borcu, hekimin, hastanın öyküsünün alınması, fiziki muayenesinin ve tetkiklerinin yapılmasının arkasından, mesleki bilgisine ve tecrübesine dayanarak bir teşhis koyması ve bunun sonrasında da hastanın durumu için en elverişli, teknolojik yönden en ileri şartlara sahip, ekonomik yönden en makul ve hastaya en az derecede acı çektirecek tedavi metodunu belirlemesi, bu metodun seçiminde de hastasını aydınlatarak rızasını almış olması gerektiği anlamına gelmektedir. 

Reçete yazma borcu, hekim tarafından eczacıya hitaben, hastaya bir ilacın verilmesi isteğini içeren ve ceza kanunu anlamında evrak niteliği taşıyan reçete, hekimin hekimlik sözleşmesinden doğan borçlarından bir diğeridir.  

Tıbbi teknik kullanma borcu, hekim ve yardımcı tıbbi personelin bu tıpta gelişen teknik aletlerin kullanışını bilme zorunluluğundan doğmaktadır. Bu borca ek olarak, hekimin ve hastanenin modern ve çalışır durumdaki teknik araçları kullanma mecburiyeti yanında, kontrol yükümlülükleri de bulunmaktadır. 

Kayıt tutma borcu; hekimin, yapmış olduğu ameliyat ya da tedavi hakkında, bakım hizmetlerini de içerecek şekilde; özenli, detaylı olacak surette kayıt tutma borcu, hekimlik sözleşmesinden doğan yan yükümlülüklerden bir diğerini oluşturmakta, hekimin, tedavisini üstlenmiş olduğu, tıbbi müdahalede bulunacağı hastaya dair bilgileri düzenli şekilde kayda geçirme, bu kayıtları ve diğer belgeleri muhafaza etme borcu bulunmaktadır. 

Sır saklama borcu, hekim uygulamış olduğu tıbbi müdahale ya da hastanın tedavisi esnasında hastaya dair öğrenmiş olduğu sırları gizli tutma ve üçüncü kişilere açıklamama borcu bulunmaktadır. Sır saklama borcu hekimlik faaliyetinin sona ermesiyle sonlanmayan, hekim ve hekimin yanında çalışanlar bakımından ölene dek uyulması gereken bir borç niteliğindedir. 

Hekim ve hastane, ilacın kullanılmasına dair hastaya açıklama yapmak, kullanılan tıbbi ürün ve ilaçların doğru olarak kullanılmasını sağlamak ve hastayı bu ürün ve ilaçların olası riskleri, yan etkileri konusunda uyarmak mecburiyetindedir. 

Hekimlik sözleşmesinden doğan bir borç olan, mesleki bilgileri geliştirme borcu, meslek içi eğitimler ile sağlanmaktadır. Bu borcun gereği gibi yerine getirilmesi suretiyle hekim, mesleki bilgisini güncelleyerek, standart uygulamayı garanti altına alacaktır. 

7. Hekimin Eser Sözleşmesine Tabi Müdahaleler Bakımından Borçları

Hekimin, hastaya karşı hekimlik sözleşmesinden doğan borçları, eser sözleşmesine tabi estetik müdahaleler bakımından da geçerli bulunmakla birlikte, eser sözleşmesine özgü diğer borçlardan bahsedeceğim.

7.1. Eseri Yaratma Ve Teslim Etme Borcu 

Yukarıda da bahsedildiği üzere eser sözleşmesinde, yüklenicinin, sonuçtan sorumlu olmasının neticesi olarak, ısmarlanan eseri sözleşmeye uygun surette meydana getirerek iş sahibine teslim etme borcu bulunmaktadır. Görüldüğü üzere Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde eser meydana getirme borcu, eser sözleşmesinin esaslı unsuru olarak açıkça düzenlenmiştir.

Eser sözleşmesine tabi estetik amaçlı tıbbi müdahaleler bakımından, borcun ifası ancak taahhüt edilen neticenin meydana gelmesiyle gerçekleşecektir. Taahhüt edilen neticenin meydana gelmemesi halinde ifa etmeme, gerektiği gibi ifa edilmemesi ise kötü ifa olarak değerlendirilecektir. 

Hekim ile hasta arasındaki ilişkinin eser sözleşmesine tabi olduğu durumda, yüklenici olan hekimin, hasta ile aralarındaki sözleşme gereği işe zamanında başlama ve bitirme borcu bulunmaktadır. Bu borç, hekimin işe zamanında başlamasına rağmen sözleşme şartlarına göre ifanın gecikmiş olduğu haller ile işin görülmesi esnasında meydana gelen gecikme dolayısıyla, söz konusu gecikmenin işin bitimini olanaksız kıldığı halleri de kapsamaktadır. 

Hastanın, sözleşmeden dönme hakkını kullanması ancak hekimin sözleşmeden doğan borcunun ifasındaki temerrüdünün haklı bir nedene dayanmadığı halde söz konusu olacaktır. 

7.2. Kişisel Edim Borcu

Türk Borçlar Kanunu’nun 471. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesinde düzenlenmiş bulunmakta olup, bu borcun dayanağını eser sözleşmesinde eseri meydana getiren yüklenicinin karakterinin, kabiliyet ve becerilerinin önem arz etmesi oluşturmaktadır. Bu sebeple eser sözleşmesinde şahsen ifa kuralının olması dolayısıyla, yüklenicinin işi bizzat yapma ya da yönetimi altında yaptırma zorunluluğu bulunmaktadır. 

Eser sözleşmesinde, şahsen ifa borcu gerektirdiğinden dolayı yüklenicinin işi bizzat yapmaması veyahut kendi yönetimi altında yaptırmaması iş sahibine karşı sorumluluğunu doğuracaktır. 

7.3. Araç, Gereç Ve Malzemeyi Sağlama Borcu

Türk Borçlar Kanunu’nun yüklenicinin borçlarının düzenlenmiş olduğu 471. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, yüklenicinin, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak araç ve gereçleri sağlama yükümlülüğü, aksine adet ya da anlaşma olmadıkça yüklenici üzerinde bulunmaktadır. Estetik cerrahın uygulamış olduğu tıbbi müdahaleler bakımından, uygulanacak tıbbi müdahale hakkında bilgi ve ihtisas sahibi olmayan hastanın, kullanılacak malzeme ve araçları tedarik etmesi ya da araç ve malzemelere ilişkin, talimat niteliğinde dahi olsa bir seçim yapması mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeple Kanunda hüküm altına alınmış, malzemenin iş sahibi tarafından sağlanması haline ilişkin düzenlemeler, hekimlerin yapmış oldukları tıbbi müdahalelere uygulanmayacaktır. 

Malzemenin yüklenici tarafından sağlandığı eser sözleşmesinde, malzemenin ayıplı olması halinde, yüklenicinin iş sahibine karşı satıcı gibi sorumlu olduğu Türk Borçlar Kanunu’nun 472. maddesinde hükme bağlanmıştır.

7.4. Genel İhbar (Bildirim) Borcu

Türk Borçlar Kanunu’nun 482. maddesinin ilk fıkrası gereği, meydana getirilecek eser için başlangıçta yaklaşık olarak belirlenen bedelin aşırı ölçüde aşılacağının anlaşılması durumunda da yüklenicinin iş sahibine derhal bildirimde bulunması gerekmektedir. Yüklenicinin, eser sözleşmesinden doğan bir borç olarak, var olan olumsuz ve önemli hususları zamanında iş sahibine bildirim borcu bulunmaktadır. 

Estetik müdahaleler bakımından estetik cerrahın, uygulanacak müdahale öncesi veya müdahale sırasında hastanın vücut yapısının, amaçlanan tıbbi müdahale için uygun olup olmadığının tespitini yaparak, vücut yapısının elverişli olmaması dolayısıyla müdahalenin yapılması mümkün olmayacaksa, hastaya bu hususu bildirim borcu bulunmaktadır. Bu borcu yerine getiren hekimin, hedeflenen neticenin meydana gelmemesi dolayısıyla ayıptan doğan sorumluluk hükümleri uyarınca sorumluluğu bulunmayacaktır. 

7.5. Ayıba Karşı Tekeffül Borcu

Eserin yüklenici tarafından meydana getirilip iş sahibine teslim edilmesi borcu ile birlikte, bu eserin ayıpsız olarak meydana getirilmesi de yüklenicinin asli borcunu oluşturmaktadır. İşbu husus Türk Borçlar Kanunu’nun 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Hekim ile hasta arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olarak nitelendirildiği durumda ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanması, hastaya yapılmış olan estetik amaçlı tıbbi müdahaleden önceki durumu ile müdahale sonrası durum karşılaştırılmak suretiyle mümkün olacaktır. 

Yüklenicinin, meydana getirdiği eserin ayıplı olması dolayısıyla sorumlu tutulabilmesinin ilk koşulu, eserin tamamlanmış olarak, Türk Borçlar Kanunu’nun 474. Maddesinde belirtildiği üzere, iş sahibine teslim edilmesi ile mümkün olacaktır.

Diğer koşul, tamamlanmış ve teslim edilmiş olan eserin ayıplı olmasıdır. Taraflar arasında sözleşmede kararlaştırılmış olan niteliklerin bulunmaması veya bulunması gerekli olan, lüzumlu niteliklerdeki eksikliğin mevcudiyeti, ayıp olarak nitelendirilmektedir. Ayıbın belirlenmesinde, iş sahibinin sözleşme içeriği ve dürüstlük kuralına göre nasıl bir eser beklediği hususunda haklı sayılabileceği esas alınarak, taraflar arasındaki sözleşmede aranılan nitelikler ile eserin fiilen taşımış olduğu niteliklerin karşılaştırılması gerekmektedir.  Yüklenicinin ayıp sebebiyle sorumluluğu, eserdeki ayıbın iş sahibine yüklenemediği durumlarda söz konusu olacaktır. Kanunun, iş sahibinin sorumluluğunu düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 476. Maddesi, estetik, plastik ve rekonstrüktif cerrahi alanındaki tıbbi müdahaleler bakımından değerlendirildiğinde, eserdeki ayıbın, hekimin açıkça yapmış olduğu ihtara karşın, hastanın vermiş olduğu talimattan doğmuş olması veya herhangi bir sebeple hastaya yüklenebilecek olması halinde, hastanın, eserin ayıplı olması dolayısıyla haklarını kullanması söz konusu olmayacaktır.

Estetik amaçlı tıbbi müdahalenin amacı ne olursa olsun, hastanın sağlığı bakımından, yapılmasında riskin bulunduğu hallerde hekimin bu tıbbi müdahaleden kaçınma zorunluluğu bulunmaktadır. 

İş sahibi tarafından eserin kabul edilmemiş olması, yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluk hükümlerine tabi tutulması için bir diğer koşulu oluşturmaktadır. Eserin ayıplı olması dolayısıyla iş sahibinin, haklarını kullanabilmesi aynı zamanda gözden geçirme ve bildirimde bulunma edimlerine yerine getirmiş olmasına bağlıdır. 

Hekimin uygulamış olduğu tıbbi müdahaleler bakımından, hastanın kabulden kaçınma hakkını kullanması, sözleşmeden dönme olarak yorumlanmaktadır.  Eserin yok olması, biçimindeki değişiklik gibi hallerin iş sahibinin sorumlu olduğu bir nedenden doğması veyahut eserdeki ayıbı bilmesine rağmen bu eseri kullandığı durumda kural olarak iş sahibinin sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanamayacağı kabul edilmektedir. 

Eserdeki ayıbın ya da sözleşmeye aykırılık halinin, sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanılmasını haklı gösterecek derecede bir ağırlık teşkil etmediği durumda iş sahibi, bozucu yenilik doğuran hakkın kullanılması niteliğinde olan, bedelden ayıp oranında indirim talep etme seçimlik hakkını kullanabilecektir.  Bedelden indirim hakkını kullanabilmenin ikinci şartını, ayıbın meydana getirilmiş eserin değerini düşürmüş olması oluşturmaktadır. Fakat işbu hususun hasta ile hekim arasındaki hekimlik sözleşmesine uygun olmayacağı öngörülmüştür. 

Türk Borçlar Kanunu’nda belirtilen diğer bir seçenek, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masraflarını yüklenicinin karşılaması suretiyle, iş sahibinin eserin ücretsiz olarak onarımını isteme hakkı da kendisine tanınan seçimlik haklardan birini oluşturmaktadır. Ayıbın giderilmesi, hekimi ile hasta arasındaki ilişkide, eserin sözleşmeye uygun surette, ayıpsız duruma getirilmesi amacıyla, hekimin masraflar kendi üzerinde olmak üzere, yeni bir çalışma yapması olarak ifade edilmektedir. Bu seçimlik hakkın kullanılması bakımından, onarım ancak hastanın beyanı ile gerçekleştirilecektir. 

Yüklenicinin ayıbı gidermeyi reddetmesi veya bu ayıbı giderebilecek durumda bulunmaması halinde yine masrafları yüklenicinin kendisinin üstlenmesi suretiyle, iş sahibinin ayıbın üçüncü bir kişi tarafından giderilmesini talep hakkı bulunmaktadır. Hekimin bu borcun ifasından kaçınması durumunda, Türk Borçlar Kanunu’nun 113. maddesinin ilk fıkrası uygulama alanı bulacaktır. 

Türk Borçlar Kanunu’nun 475. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunma hakkının saklı olduğu ifade edilmektedir. Ayıplı eser dolayısıyla meydana gelen zararın yükleniciden tazmininde, kural olarak kusuru sorumluluğu esasına dayanılacaktır. Yükleniciden tazminat talebinde bulunulması genel hükümlere dayandığından, iş sahibinin gözden geçirme ve bildirimde bulunma külfetini yerine getirme mecburiyeti bulunmamaktadır.

The post Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerde Eser Sözleşmesinin Nitelikleri appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>
Hatalı Tıbbi Uygulama (Malpraktis) Ve Hukuki Sorumluluk https://www.wiklundkurucuk.com/tr/hatali-tibbi-uygulama-malpraktis-ve-hukuki-sorumluluk/ Sat, 10 Apr 2021 13:42:24 +0000 https://www.wiklundkurucuk.com/?p=226117 Curabitur fringilla malesuada magna, in vehicula tortor hendrerit quis. Cras dolor odio, faucibus elementum egestas a, auctor sed nisl. Suspendisse in odio justo. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Cras ut laoreet nibh, ac luctus enim.

The post Hatalı Tıbbi Uygulama (Malpraktis) Ve Hukuki Sorumluluk appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>

Hatalı Tıbbi Uygulama (Malpraktis) Ve Hukuki Sorumluluk

Omur Boyu Ehliyet Donemi Sona Erdi

Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın, hekimliğin kötü uygulanması başlığıyla düzenlenmiş bulunan 13. maddesi uyarınca hatalı tıbbi uygulama (malpraktis), bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi hekimliğin kötü uygulanması anlamına gelmektedir. 

İzin verilen risk, istenmeyen yan etki gibi kelimelerle de ifade edilen komplikasyonda, öngörülememe veya bilgi dâhilinde olan yöntemler ile önlenememe durumu söz konusu iken, malpraktis kavramında öngörülebildiği ve önlem alınmak suretiyle meydana gelmesinin engellenmesinin mümkün olduğu halde öngörülme veya önlem alma aşamasında bir kusurun varlığı sebebiyle meydana gelen durum söz konusudur.  Hastanın aydınlatılarak rızasının alınması halinde, izin verilen risk, tıbben karşılığı komplikasyon olarak adlandırılan bu halde meydana gelen zarar nedeniyle hekimin sorumluluğu bulunmamaktadır. 

Hekimin uygulayacağı tıbbi müdahale öncesi, müdahale anı ve müdahale sonrası gibi, müdahalenin tüm aşamalarının esas alındığı uygulama hatasında kast edilen, tıbbi standart ve tecrübelere göre gösterilmesi gereken özenin gösterilmemesi ve bu sebeple olaya uygun görünmeyen her türlü hekim müdahalesidir. 

Hekimin tıp kuralları ve gereklerine uygun davranmasına rağmen sonucun değişmemesi halinde hekimin uygulamış olduğu tıbbi müdahale sebebiyle sorumluluğu doğmayacaktır. Çünkü hekimlerin görevi, hastayı kesin olarak iyileştirmek değildir. 

Tıbbi müdahalelerde kast söz konusu olmadığından dolayı, tıbbi uygulama hastası ancak ihmal suretiyle meydana gelebilecektir. 

8.1. Teşhis Hatası

Hekimin, bu borcun ifası gereği, teşhis koyabilme amacıyla gerekli tüm tıbbi müdahale ve tetkikleri yaparak, elde ettiği sonuçları tıp bilimi kuralları ışığında doğru olarak değerlendirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bu alanda yapılan hatalar teşhis hatası olarak kabul edilmektedir.

Hekimin teşhiste başarılı olma yükümlülüğü bulunmamakla birlikte, kendisinden beklenen, uzmanlığının, mevcut hastalığın gerektirdiği şekilde müdahalede bulunma, muayene ve tetkikleri yapma ve teşhise ulaşma borcudur. 

Temel bir hatanın yapılmış olması, hastalık belirtisinin çok açık olmasına rağmen tanınmaması ya da temel nitelikli kontrol tetkiklerinin yapılmaması sebebiyle yanlış teşhisin konulması durumlarında, bulguların yanlış değerlendirilmesi özen yükümlülüğünün ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir. 

8.2. Tedavi Hatası

Tıp bilimi verilerine göre gerekli olan özenin gösterilmediği, uzman hekim standardına aykırı olan her türlü tıbbi müdahale, hekimin tıbbi müdahale anı ya da sonrası verdiği hatalı kararlar tedavi hatası olarak kabul edilmektedir. Tıbben gerekli olan eylemin hekim tarafından yapılmaması tedavi hatasını meydana getirebilecekken, aynı hata, tıbben gerekli olmayan bir eylemin yapılması suretiyle de gerçekleşebilecektir. 

Teşhis ve tedavide, modern olmayan ve riski bulunan yöntemlerin kullanılması uygulama hatası olarak kabul edilmekte ve hekimin sorumluluğuna neden olmaktadır. 

Tedavi için gerekli olduğu halde mevcut olan teknik aletlerin kullanılmaması ağır uygulama hatası olarak kabul edilmektedir. 

Tıbbi müdahalenin gerekli olmasına rağmen yapılmaması, hukuki açıdan ihmali hareket olarak nitelendirilen ve tedavi hatası kapsamında karşılaşılan en temel hatayı oluşturmakta, müdahalenin geç yapılması eylemi de bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. 

Tıbbi uygulama hataları bakımından, en önemli gruptan bir tanesi de, gerekli test ve tetkiklerin yapılmaması oluşturmaktadır. 

Tıbbi müdahalede bulunulan zaman dilimindeki tıp biliminin durumu göz önünde bulundurularak, hekimin hastaya koyduğu teşhis ve uygulayacağı tedavi yöntemlerinde ölçülülük esas alınmalıdır. Yani ölçünün aşıldığı haller tedavi hatası olarak kabul edilmektedir. 

Hekimin branş itibari ile yapılması gereken tıbbi müdahaleyi yapacak durumda olmaması halinde, hastayı derhal sevk etmesi gerekmektedir. Hastanın sevk edildiği yerde de gerekli müdahalenin yapılamayacak olması halinde, gecikmeden doğan zarardan sorumluluk hekim üzerindedir. 

Hekimlerin alanında uzman meslektaşlarına danışma yükümlülüğü bulunmaktadır. Konsültasyon sisteminin işletilmemesi durumunda da uygulama hatası söz konusu olabilecektir.

8.3. Komplikasyon Yönetimi

Tıbbi müdahale sırasında oluşabilecek bir komplikasyon dolayısıyla hekimin sorumluluğu bulunmamakla birlikte, sorumluluk, komplikasyonun iyi yönetilmediği bir durumun mevcudiyeti halinde söz konusu olabilecektir. Komplikasyon yönetiminde hekim sorumlu olabilmesi için kusurun varlığı gerekmektedir. 

Hekimin oluşan komplikasyonu zamanında fark etmemesi, zamanında fark etmesine rağmen gerekli olan önlemleri almaması veya zamanında fark edilip gerekli olan önlemlerin alınmasına rağmen, uygulamış olduğu tıbbi müdahalenin güncel tıbbi standardın altında kalmış olması halinde komplikasyon malpraktise dönüşecek ve hekimin hukuk sorumluluğu doğacaktır. 

8.4. Tedavi Sonrası Yükümlülüklerin İhlali

Tıbbi müdahalelerde özen borcu yalnızca tedavi sırasında gösterilmesi gereken özenle sınırlı kalmayıp, bu borç tedavi sonrası için de geçerliliğini korumaktadır. Hekimin, tedavi sonrasına dair hastasına tavsiye ve uyarılarda bulunması, hastasını bilgilendirmesi ya da gerekli olduğu takdirde hastasına tedavi sonrası bazı yükümlülükleri yükleyebilmektedir. Yani hasta ile hekim arasında bulunan ilişkinin sonlanmasına rağmen varlığını sürdürmektedir. Bu yükümlülüğün ihlali de tıbbi uygulama hatası olarak kabul edilmektedir. 

Hekimin hastaya uygulanan tedavinin süreci ve başarısını sürekli gözetim altında bulundurması gerekmektedir. Ameliyat sonrası yapılması gereken gözlemde yetersizlik, koruma tedbirlerinin alınmaması gibi kontrol ve gözetim hatası, tıbbi uygulama hatası olarak kabul edilmektedir. 

8.5. Üstlenme Kusuru

Hekimin, hastanın tedavisini üstlenirken, tıbbi standardı sağlama hususunda kendisinde yeterli bilgi, donanım ve tecrübenin olup olmadığı konusunda bir değerlendirme bulunması, standardı sağlayamayacağı konusunda kanaate vardığı takdirde, başka hekimlere danışması veya hastanın bir uzmana ya da hastaneye sevki gerekmektedir. Hekimin uzmanlık yetkisinin aşılması halinde, üstlenme kusuru meydana gelecektir. 

Hastanelerin kural olarak, en iyi teknik tıbbi standarda sahip olması ve mevcut aletlerin de en modern halde bulundurulası gerekmektedir. Hastanenin bu standartları sağlayamaması halinde, hastaya bu durumun belirtilerek, söz konusu teknik standarda sahip hastanelere sevkinin yapılması gerekmektedir. 

8.6. Hekimin Uygulama Hatasını Hastaya Bildirme Yükümlülüğü

Hastasının sağlık durumunun bu bildirimi gerekli kılması halinde, hekimin yapmış olduğu uygulamada hatası bulunduğu konusunda haklı şüphesinin varlığı ya da kesinlikle emin olduğu hallerde bu durumu hastasına bildirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu zorunluluğun bulunmasına rağmen, hekimin hastasına bildirimde bulunmaması da uygulama hatası olarak kabul edilmektedir. 

9.Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahaleler Dolayısıyla Hekimin Hukuki Sorumluluğu 
9.1. Hekimlik Sözleşmesinden Doğan Sorumluluğun Unsurları

Eser sözleşmesinin icrai veya ihmali bir hareketle hekim ya da estetik cerrah tarafından ihlal edilmesi, sözleşmeye aykırılık dolayısıyla sorumluluğun doğması bakımından gerçekleşmiş olmalıdır. Sözleşme dolayısıyla hekimin objektif özen yükümlülüğü bulunduğundan, bu yükümlülüğe aykırılık, hekimin hem sözleşmeye aykırılık hem de hukuka aykırılık dolayısıyla sorumluluğu doğacaktır. 

Hekimin sözleşmeden doğan sorumluluğunun bir diğer şartını oluşturan kusur, hukuka aykırı neticeyi bilerek ve isteyerek yerine getirme olarak ifade edilen, kast veya hukuka aykırı, öngörülebilir ve önlenebilir neticenin istenmemekle birlikte, böyle bir neticenin önlenmesi amacıyla gerekli tedbirin alınmaması, özen göstermemesi olarak tanınabilecektir. Gerek öğreti gerekse Yargıtay, hekimin hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu kabul etmektedir. 

Estetik cerrah ya da hekimin sözleşmeye aykırılık dolayısıyla sorumluluğu, kusurunun varlığı ile birlikte zararın da meydana gelmiş olmasına bağlıdır. Meydana gelen zarar ile hekimin sorumlu tutulmasına neden olan olay arasında sebep-sonuç ilişkisi olarak tanımlanan unsur illiyet bağıdır. Estetik cerrah ya da hekimin sözleşmeye aykırılık dolayısıyla sorumluluğunun doğması için gerekli şartlardan biridir. 

9.2. Vekâlet Sözleşmesine Tabi Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahaleler Bakımından

Vekâlet sözleşmesi gereği hekimin tıbbi müdahalesi hastayı tedavi etmeye, iyileştirmeye yönelik bir müdahale olup, eser sözleşmesinden farklı olarak, yönelmiş olduğu sonucun gerçekleşmemesi dolayısıyla bir sorumluluğu bulunmamakta, sonuca ulaşmada göstermiş olduğu uğraşın özenli olmaması dolayısıyla sorumluluğu doğmaktadır. Yani gerekli özeni göstermeyen hekimin vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılacağından sorumlu tutulacaktır. 

9.3. Eser Sözleşmesine Tabi Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahaleler Bakımından

Eser sözleşmesine tabi tıbbi müdahalelerde iş gören hekimin davranışından ziyade, neticenin önem arz etmesi dolayısıyla, bu müdahalelerde hekimin sadakat ve özen borcuna elinden geldiğince riayet ettiği, hekimin uygulaması gereken tüm yöntemleri objektif ölçüye uygun ve makul düzeyde uyguladığı ancak buna rağmen gerçekleşmeyen estetik netice yönüyle hekimin sorumluluğu doğacaktır. 

Eser sözleşmesine tabi estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde sözleşmeye hakim olan amacın bir şeyin meydana getirilmiş olması dolayısıyla, yüklenicinin eseri meydana getirme ve bu eseri teslim etme borcunun varlığı yanında, malzemelerin seçimi ve kalitesi yönüyle de sorumluluğu bulunmaktadır. 

Eser sözleşmesine tabi estetik amaçlı tıbbi müdahaleler bakımından bir diğer sonuç, hekimin hastaya karşı ayıba karşı tekeffül borcunun bulunması; hastanın tazminat talep etme hakkı dışında, onarım isteme, sözleşmeden dönme ve bedelden indirim isteme gibi seçimlik haklara sahip olmasıdır. 

9.4. Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahalelerde Haksız Fiilden Doğan Hukuki Sorumluluk

Hekimin estetik amaçlı yapmış olduğu müdahale sonucu hastanın zarar görmüş olması halinde, sorumluluk bakımından diğer şartların da bulunması şartıyla hasta, haksız fiil hükümlerince hekimin tazminat sorumluluğu ortaya çıkacaktır.

The post Hatalı Tıbbi Uygulama (Malpraktis) Ve Hukuki Sorumluluk appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>
Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahale Kavramı https://www.wiklundkurucuk.com/tr/estetik-amacli-tibbi-mudahale-kavrami/ Sat, 10 Apr 2021 13:39:45 +0000 https://www.wiklundkurucuk.com/?p=226112 Curabitur fringilla malesuada magna, in vehicula tortor hendrerit quis. Cras dolor odio, faucibus elementum egestas a, auctor sed nisl. Suspendisse in odio justo. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Cras ut laoreet nibh, ac luctus enim.

The post Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahale Kavramı appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>

Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahale Kavramı

Omur Boyu Ehliyet Donemi Sona Erdi

Kişinin bedeni üzerinde doğuştan sahip olduğu veya doğuştan var olmamakla birlikte; sonradan bir etken; kaza, yaralanma, hastalık sonucu ya da kendiliğinden meydana gelerek, kişinin dış görümünde bozulmaya neden olan deformasyonların giderilmesi amacıyla veyahut deformasyon olmaksızın, kişinin salt daha güzel bir görünüme kavuşturulması, ruhen daha iyi, mutlu olması amacıyla gerçekleştirilen müdahaleler, estetik amaçlı tıbbi müdahale olarak adlandırılmaktadır.  

Neşter kullanılmaksızın, dudaklara silikon enjekte edilmesinde, alındaki kırışıklıkları yok etmeye dair müdahalelerde olduğu gibi bazı estetik müdahaleler cerrahi nitelikte değilken, estetik amaçlı tıbbi girişimlerin çoğu cerrahi branşlardan plastik ve rekonstrüktif cerrahi ve bu alanın alt dalı olan estetik cerrahi alanında gerçekleştirilmektedir. 

Estetik amaçlı tıbbi müdahale türleri amacına göre, bedensel iyileştirme, ruhsal iyileştirme ve salt estetik amaçlı tıbbi müdahaleler olarak sınıflandırılmaktadır.

Kişinin doğuştan sahip olduğu anormalliklerin onarımı veya sonradan kaza ya da başkaca bir etken sonucu veyahut kendiliğinden oluşan doku ve organ kayıplarının onarımı gibi müdahaleler, bedensel rahatsızlığı iyileştirme amaçlı estetik müdahaleler kapsamında değerlendirilmektedir. 

Ruhsal rahatsızlığı iyileştirme amaçlı estetik müdahaleler, başkaca etkenler sonucu veya doğuştan dış görünümünde var olduğu düşünülen bozukluğun ruhsal yapıda meydana getirdiği rahatsızlığın tedavisi amaçlanmaktadır.

Salt güzelleştirme amaçlı estetik müdahaleler ise tedavi amacının ve ruhsal bir rahatsızlığı bulunmayan kişilerin daha güzel görünme, şöhret kazanma gibi amaçlarla tıbbi müdahale talep etmesidir.

The post Estetik Amaçlı Tıbbi Müdahale Kavramı appeared first on Wiklundkurucuk Law Firm.

]]>